İndirim!

Devlet ve Komün

Böyle bir çağda, insanın en güzel eylemidir, yıkmak. Devlet, insanı ve doğayı sürekli yıkıyor, nesneleri ruhlarından koparıyor, her şeyi kendine benzetiyor. Yıkan, yıkılmalıdır. Sokağa çıkan yıkıcı, sadece devleti değil, kendini de o sokakta yıkıyor; ileri bir insana doğru yıkıyor. Tarihi yapanlar, seyirciler değil, yıkıcılardır.

16.00  12.00 

Share this product!

Kitap Detayları

Ebatlar

13 x 19.5 cm

Yayınlanma Yılı

2015

Sayfa Sayısı

168

ISBN

9786056477584

Yazar Hakkında

Muzaffer Oruçoğlu

Muzaffer Oruçoğlu

Muzaffer Oruçoğlu,18 Mart 1947’de, Kars’ın Göle kazasına bağlı Büyük Zavot köyünde doğdu. Köyünde ilkokul olmadığı için ilkokulun ilk üç yılını komşu köyün (Küçük Zavot) okulunda, bir yılını kendi köyünde, son yılını da Kars’ta okudu. Kars Ortaokulu’nu bitirdikten sonra, Öğretmen Okulu sınavlarını kazanarak Rize Öğretmen Okulu'na, iki yıl sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi'ne gitti. Bir yıl sonra, Fen Fakültesi Matematik Astronomi bölümüne girdi. 67’de içlerinde İbrahim Kaypakkaya’nın da olduğu 9 arkadaşıyla birlikte, Amerikan 6. Filosu'na karşı yayınladıkları bildiri gerekçesiyle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’ndan atıldı. 68 öğrenci hareketlerine katıldı. 1969’da Değirmen Köyü'ndeki toprak işgaline katıldı ve tutuklanıp Silivri Cezaevi'ne konuldu. 1972’de TKP(M-L) kurucuları arasında yer aldı. 1973’de İstanbul’da yakalandı ve ömür boyu hapse mahkum edildi. Tutsaklık yıllarını şiir ve roman yazarak geçirdi. 13 yıl tutsaklıktan sonra askere alındı. Askerden 40 gün sonra, Mayıs 1986’da firar edip, Yunanistan’a kaçtı ve ardından Fransa’da iltica etti. Yeniden roman yazmaya ve resim yapmaya başladı. Politika ve edebiyat dergilerinde makaleleri yayınlandı. 1988’de evlenerek Avustralya’ya yerleşti. Bu kıtada ilkin iki yıllık resim ve heykel kolejini (Greensborough TAFE COLLEGE - NMIT) bitirdi. Daha sonra Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsü'ne (RMIT) bağlı, PUBLİC ART bölümünde üç yıl resim ve heykel eğitimi aldı.
Şimdiye kadar toplam 6 ülkede yetmişe yakın kişisel resim sergisi açtı. 13’ü roman, 8’i şiir, 2’si masal,1'i siyasal tarih olmak üzere olmak üzere 32 kitabı yayımlandı.
2011 yılı Abdullah Baştürk işçi edebiyat ödülü Grizu adlı 4 ciltlik romanına verildi. Sancı Kültür Sanat Edebiyat Dergisi'nin danışma kurulundadır ve burada makaleleri yayınlanmaktadır. Ayrıca Güncel Sanat Dergisi'nde de makaleleri yayınlanmaktadır ve halen Avusturalya’da yaşamaktadır.

Varlığın ayak izlerine düşen kırıntılar, ayak izlerinden çıktılar, birleştiler, ateşe dönüştüler, Londra’yı bir ucundan yakıp yağmaladılar. Prensin şatafatlı düğününden sonra, Londra’ya, Chartist’lerin ve Oliver Twist’lerin kentine bu yakıştı. Sabit anlamlar ve değerler irkildi. Daha önce Paris’i aynı duruma düşürmüşlerdi. Yıkıcıların işi budur. Mülk ve devlet sahiplerini yıkmak. Özgün ve berrak, dolaysız ve yalın vuruşlarla yerleşik bilinci parçalamak. Böyle bir çağda, insanın en güzel eylemidir, yıkmak. Devlet, insanı ve doğayı sürekli yıkıyor, nesneleri ruhlarından koparıyor, her şeyi kendine benzetiyor. Yıkan, yıkılmalıdır. Sokağa çıkan yıkıcı, sadece devleti değil, kendini de o sokakta yıkıyor; ileri bir insana doğru yıkıyor. Tarihi yapanlar, seyirciler değil, yıkıcılardır. Yıkıcılık, insanla ortaya çıktı. İnsan var olduğu sürece, o da var olacak. İnsan, önüne çıkan engelleri yıkarak ilerler. İnsanın karşısına, kendisi bir engel olarak çıkar bazen. İnsan, kendisini yıkarak ilerler o zaman. Yıkıcılık, her saniyede, her yerde, durmaksızın işler. Bilimsel bir keşifte, bir diklenişte, yeni yazılmış bir şiirde, bir mayalanışta gülümser; ateş gibidir, kalıbı, ilkesi, tabusu yoktur.

Yıkıcılar devrimi yapar ve terk ederler; bu terk ediş, devrim olmaktan çıkan devrimi yıkacaklarının bir işareti olarak belirir ve eninde sonunda sahneye çıkar, yıkarlar. Onlara kim önderlik ederse etsin, yıkarlar. İşleri yıkmaktır. Dağları tüneller halinde, köhne binaları ise taş taş yıkarlar. Uçurumları demir köprülerle birleştirirler. Yeraltı karanlığını yıkar, demiri ve kömürü çıkarırlar; onları da yıkar, yepyeni şeyler yaratırlar. Yıkılmayacak hiçbir şey yoktur, onların felsefesinde. Her şey, eninde sonunda yıkılmayı hak eder. Yıkıcılar, yıkılmaması gereken, secde ettikleri en büyük değerleri bile yıkarlar. Aileyi, devleti, mülkiyeti, inancı vb. yıkarlar. Eriştikleri her amacı yıkarlar. “Dinsizim” diyen, inandığı kendi dinini yıkmıştır. “Hiçbir şeyin kalıcılığına inanmıyorum” diyen, inancı yıkmıştır. “Devlet, melanetin kaynağıdır” diyen, devleti yıkmıştır. “Bir ölü gibi mülksüzüm ve her türlü mülkten nefret ediyorum” diyen mülkü yıkmıştır.

Muzaffer Oruçoğlu

Daha çok roman ve öyküleriyle tanınan Oruçoğlu, okurlarının karşısına bu kez yakından bildiğimiz edebi üslubuyla kaleme alınmış politik metinleriyle çıkıyor.

İncelemeler

Henüz inceleme yapılmadı.

“Devlet ve Komün” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir